21 Ekim 2010 Perşembe
"Sanırım ona aşık olmaya başlıyorum" dedi Flora. Her zaman biri olurdu aşık olmak için, onun işi buydu, bunun için yaratılmıştı -aşık olmak için-. "Üremelisin." dedi Darla. Flora dehşete kapıldı. "Üremek mi? Ne istiyorsun benden? Ayakkabısını yemeğe çalışan küçük canlılar mı dünyaya getireyim?! Hayır güzelim, olacak iş değil bu." Darla sakinleştirmek için "Ayakkabısını yemesini engelleyebilirsin." dedi sakince. Önünde duran viski bardağından bir yudum aldı. "Çocuk gelişen bişey. Zamanla ayakkabının yenmemesi gereken bişey olduğunu anlıyor." Flora pembe saçlarını omzunun üstünden atarak karşısındaki turuncu gözlü kadına baktı. "Sen çocuk doğurmayı önerecek en son kişisin. Senin tam aksi kaostan sorumlu olman gerekmiyor mu?" diye sordu. Darla üzerindeki siyah kazağı çekiştirerek "Evet ama daha geçenlerde 2 blok ötede zincirleme araba kazası yarattım. Üstelik güneyde kalan komşu ülkede de salgın hastalık tehtidi oluşturdum. İşimde iyiyim, bilirsin." dedi. Flora uzaklara dalarak "Benim işim sadece aşık olmak. Bundan ötesini yapmam doğru olmaz. Kurallara aykırı." dedi canı sıkkın bir şekilde. Darla viskisini dikti ve barmene bir tane daha istediğini belirtti. "Evet. Üremek Elle'in işi. Bu yüzden çevresindeki tüm kadınların hamile kalmasına sebep oluyor." Flora gözlerini önündeki Cosmopolitana dikerek "Çok fazla insan.. Çok fazla karmaşa.. Çok fazla iş..." dedi. "Evet. Daha geçen gün Bill'in işini yanlış yapması yüzünden Japon piyasası darbe aldı. Çaylaklara çok sorumluluk veriyorlar." dedi Darla. Bezgin bezgin viskisini evirip çeviriyordu. Flora parmağındaki çiçekli yüzüğü evirip çevirerek "Sonsuza kadar bu işlere biz bakamayız biliyorsun. Birilerini eğitmeliler ki, biz emekli olabilelim." dedi. Darla sıkıntıyla ona baktı; "Emekli olmak mı?! 314 yıldır buradayız ve insan yığınlarını görüp duruyoruz. Katrina kasırgasını yaratırken ne kadar emek harcadığımı biliyor musun? Ya da şu tsunami zımbırtısını?" diye çıkıştı Flora'ya. Flora hatasını düzeltmeye çalışır gibi "Ama iyi iş çıkardın." dedi. Darla viskisini başına dikti. Barmene bir tane daha istediğini belirten bir işaret çaktı. "Bak Flora, bugüne kadar pek çok kaosa sebep oldum ama ortaçağ dönemindeki veba gibi bir işim olmadı hiç. O zamanlar benim pozisyonumda Edward Flain vardı. Ve gerçekten harika iş çıkarmıştı. Bunun için ödüllendirildiğini duymuştum." dedi sıkkın sıkkın. Flora da aynı monotonlukla "Evet, bizim çağımız daha az yıkıcı. Daha çok sıkıcı." dedi. Darla biraz duraksadıktan sonra "Geçenlerde Tommy'yle karşılaştım. Şu yarattığım zincirleme kazada.. Ölülerin ruhlarını almaya gelmişti. Düşünebiliyor musun? Tommy! Onu son görüşümde daha 100 yaşındaydı ve işi Peru'daki hayvan popülasyonuyla ilgiliydi. Şimdi ölüm görevini üstlenmiş." dedi Flora'ya dönüp. Flora gözlerini kocaman açarak dinledi. "Bunun için kesin bir yerlerden torpil bulmuştur.. Babası yeni doğan çocukların 40 gününden sorumluydu zaten." dedi sinirli bir şekilde. Darla viskisini diktikten sonra "Gitmeliyim. Yarım saat içinde batı yakasında 3 kazaya sebep olmam gerekli. Sonra görüşürüz." dedi ve tembel tembel montunu giydi. Flora da beyaz kürklü montunu üstüne geçirerek "Benim de bu gece 2 komşuyu aşık etmem gerekiyor. İşimiz çok ağır.." diye yakındı. Darla kapıdan çıkarken "Evet. Bize yeterince maaş vermiyorlar.." diye söyleniyordu...
15 Eylül 2010 Çarşamba
Sanırım tam ben çürümeden önce başlamıştı, değil mi? Yanlış hatırlıyorsam düzelt beni. Çünkü hafızam beni yanıltır çoğu zaman. Unutmasını istediklerimi hep saklar ama özene bezene oraya yerleştirdiklerime genelde burun kıvırır. O zamanlar hala oyuncaklar vardı diye hatırlıyorum. Kum taneleri vardı. Ve bir de güneş vardı sanırım.. Ama yanlışsam düzelt lütfen. Çünkü hayali bir anıyı hatırlamak mantıklı değil.
O zamanlar ben daha küçüktüm. Ve aptaldım. En az senin kadar. Şimdi en azından yaşlarımız biraz daha kabul edilir.
Sen bana kızardın, ben çok gülerdim. Bir de yalan söylerdin bana. Ama yanlış hatırlıyor olabilirim de, yanlışsa düzelt. Senin kendine güvenmek için nedenlerin vardı, benim sevmek için insanlarım. Şimdi tam tersine döndük sanırım. Şimdi senden daha çok sigara içiyorum. Ve sen benden daha çok ağlıyorsun. Ama ikimizin de aynı oranda yalnızlığa ihtiyacı var.
Aslında ben çocuk kalırdım. Gene alt etmeye çalışırdım seni. Ama artık çalışmıyorum. Çünkü seni yenemem.
Ama sen de yenildin bence. Hatalıysam inkar et. Sessiz kalarak beni onaylamış olursun sadece.
Benim gelemeyeceğim yerlere gitmeyi teklif ederdin sonra da ben gelemiyorum diye gitmekten vazgeçerdin. Belki de gelmeliydim seninle. Bilmiyorum.
Artık senin hiç görmediğin yerlerde dolaşıyorum. Ama hala beni yıldırmaya çalışıyorsun.
O zamanlar ben daha küçüktüm. Ve aptaldım. En az senin kadar. Şimdi en azından yaşlarımız biraz daha kabul edilir.
Sen bana kızardın, ben çok gülerdim. Bir de yalan söylerdin bana. Ama yanlış hatırlıyor olabilirim de, yanlışsa düzelt. Senin kendine güvenmek için nedenlerin vardı, benim sevmek için insanlarım. Şimdi tam tersine döndük sanırım. Şimdi senden daha çok sigara içiyorum. Ve sen benden daha çok ağlıyorsun. Ama ikimizin de aynı oranda yalnızlığa ihtiyacı var.
Aslında ben çocuk kalırdım. Gene alt etmeye çalışırdım seni. Ama artık çalışmıyorum. Çünkü seni yenemem.
Ama sen de yenildin bence. Hatalıysam inkar et. Sessiz kalarak beni onaylamış olursun sadece.
Benim gelemeyeceğim yerlere gitmeyi teklif ederdin sonra da ben gelemiyorum diye gitmekten vazgeçerdin. Belki de gelmeliydim seninle. Bilmiyorum.
Artık senin hiç görmediğin yerlerde dolaşıyorum. Ama hala beni yıldırmaya çalışıyorsun.
Beni seni yıldırmak zorunda bırakma.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
