23 Nisan 2013 Salı

Yıkıntılar gelip geçiyor kimse farkında değil. Yokluğun içinde herkesin ayrı ayrı yerleri var. Çökerek, ezilerek büyüyor herkesin gözleri. Uzaklarda kalan insanlar var kiminin adı yok. Kiminin de adı çok uzun. Pembe beyaz düşler kuruyorlar bizlerle ilgili. Olmuyor. Düşler çocukları avutur belki ama mantığın baş gösterip çocukluğu ezip geçtiği bir dünyadan bahsediyoruz. Yolculuklar yapıyoruz. Uzak yerlere gidiyoruz ya da bir iki adım yürüyerek bakkala giriyoruz. Onlar her şeyi biliyorlar. Hangi sigarayı içtiğini, parayı nakit mi kart mı vereceğini biliyorlar. Aşinalık hissi nasıl güzel geliyor. Sen gerçeksin, birileri seni biliyor, tercihlerini biliyor. Kim olduğunu söylemene gerek yok adın önemli değil. Senin aldığın farklı bir içkiye bakarak yanlış bir şeyler olduğunu anlıyor. 

Beni evde çiçeklerim bekliyor. Büyük sarı petunyam ve mor sardunyalarım yerini beğenmekle meşgul. Pembe petunyam yine açıyor. Geçen yıldan hayatta kalan çok az ama bazısı hala direniyor. Bu kış çok sert geçti üstüne bir de mantolama yaptılar binaya. Çiçekler harap oldu ama direniyorlar. Hepsi yalnız kalıyor ben yokken. Ben olmayınca kimse bakmıyor onlara. Benim sevgimle besleniyorlar. Gece de ıslak burnunu sürüyor onlara. Çiğniyor kimi zaman küçük yaprakları. 

Balığın suyu kirleniyor, değiştiriyorum. Yemek sepetinden söylenen yemekler hep geç kalıyor. 18 yaşındaki kızlar feleğin çarkından 28. kere geçmiş gibi yorgun ruhları olduğunu falan söylüyor. Lisedeki sevgilileri için intihar etmeye kalkmış olmayı soylu bir şey olarak görüyor, hava atıyorlar. Deli mi bunlar? Çin'deki depremde en az 203 kişi ölüyor, Çin uluslararası yardım tekliflerini reddediyor. Yangında 6'sı çocuk 7 kişi yanıyor. Fenerbahçe Gençler Birliği'ne yeniliyor, şampiyon Galatasaray oluyor. Stefan Zweig'in kitapları derleniyor. Osmanlı dönemi bilim kurgu edebiyatı ortaya çıkıyor. Aynı solucan deliğinin farklı noktalara açılabileceği keşfediliyor. Bir de Tanrı parçacığı var. Ne olduğunu aslında kimse bilmiyor. Her şey çok sıradan ve sarsıcı gidiyor. Hava ısındıkça omuzlarıma balçık gibi çöküyor. İnsanlar sözlerinden dönüyor. Kimileri evlenmekten vazgeçiyor. Kimileri intihara sebep oluyor. Kimileri ağlayan bir kadının başında ahkam kesiyor. Kimileri bilmeden mihenk taşlarını deviriyor. Kimileri zaten ölmüş toprakta çürüyor. İnsanlar her yerde, hep var, hep dinamik.




 

Copyright 2010 ..

Blog templates Theme by WordpressCenter.com.
Blogger Template by Beta Templates.